Üstün Zekâlılar Enstitüsü Tüm haberler

Vanderbilt’in 50 Yıllık Üstün Yetenek Araştırması, Yılın Makalesi Seçildi

Vanderbilt’in 50 Yıllık Üstün Yetenek Araştırması, Yılın Makalesi Seçildi

Vanderbilt Üniversitesi araştırmacıları Gabriella Noreen, David Lubinski ve Camilla Benbow’un üstün yetenekli öğrencilerin kendi eğitim deneyimlerini yetişkinlikte nasıl değerlendirdiğini inceleyen çalışması, National Association for Gifted Children (NAGC) tarafından 2025 Gifted Child Quarterly Yılın Makalesi seçildi. Vanderbilt’in 25 Ağustos 2026 tarihli resmî duyurusuna göre araştırmacılar ödüllerini 7 Kasım’da NAGC yıllık kongresindeki törende alacak.

Ödül alan “In Their Own Voice: Educational Perspectives From Intellectually Precocious Youth as Adults” başlıklı makale, 1970’lerden bu yana sürdürülen Study of Mathematically Precocious Youth (SMPY) verilerini kullanıyor. Çalışmanın ayırt edici yönü, hızlandırma ve uygun öğrenme düzeyi tartışmasına yalnız test puanları veya meslek sonuçlarıyla değil, araştırmaya çocukken katılan kişilerin yıllar sonra kendi okul deneyimleri hakkında söyledikleriyle yaklaşması.

Dört farklı gruptan yetişkinlerin deneyimleri incelendi

Hakemli makalenin özetine göre ilk çalışma, orta 30’lu yaşlarındaki 1.279 üstün yetenekli ve 479 yüksek düzeyde üstün yetenekli yetişkinin benzer hazırbulunuşluktaki öğrencilerle gruplanmaya ilişkin görüşlerini ele aldı. İkinci çalışma ise 20’li yaşlarının ortasındaki 241 ileri düzey üstün yetenekli katılımcı ile 695 seçkin STEM doktora öğrencisinin lise deneyimlerine odaklandı.

Araştırmacılar, katılımcıların 20’li ve 30’lu yaşlarda verdikleri yanıtları 50’li yaşlardaki mesleki sonuçlarla karşılaştırdı. Amaçlardan biri, alanında lider veya üst düzey yaratıcı konuma gelenlerle farklı kariyer yolları izleyenlerin okul hakkındaki değerlendirmelerinin değişip değişmediğini görmekti.

Vanderbilt’in aktardığı sonuçlara göre kariyer yolu, yaşam sonucu, cinsiyet ve araştırma grubu; uygun güçlük ve öğretim hızına duyulan güçlü tercihte belirgin bir ayrım yaratmadı. Bir gruptaki katılımcıların yaklaşık yüzde 80’i, benzer yetenek düzeyindeki öğrencilerin öğretim amacıyla gruplanmasının kaldırılmaması gerektiğini düşündü.

Desteklenen model katı bir sıralama değil

Katılımcıların görüşleri yalnız “ileri öğrencileri ayrı tutun” biçiminde değildi. Bulgular; öğrencilerin ihtiyaçlarına göre gruplar arasında hareket edebilmesini, akademik gruplamanın damgalayıcı olmamasını ve hem gruplanmış hem karma derslerin dengeli kullanılmasını destekleyen daha ayrıntılı bir tablo sundu. Katılımcılar özellikle yeterince zorlanmayı, öğretimin uygun hızda ilerlemesini ve benzer motivasyona sahip akranlarla öğrenme fırsatını değerli buldu.

Çalışmada dikkat çeken başka bir bulgu, katılımcılara doğrudan yerleştirme sorulmadığı hâlde ortaya çıktı. Lise yıllarında en çok ve en az sevdikleri yönleri anlatmaları istenen grubun yaklaşık yarısı, kendiliğinden öğretimin düzeyi ve öğrenme ortamının kendi hazırbulunuşluklarına uygunluğundan söz etti. Araştırmacılar bunu, uygun gelişimsel yerleştirmenin okul deneyimindeki önemine dair ek bir işaret olarak değerlendirdi.

Ödül neden önemli?

Gifted Child Quarterly, NAGC’nin 1957’den beri yayımlanan hakemli bilimsel dergisi. Dergi; üstün yetenek ve yetenek gelişimini okul, aile ve toplum bağlamında inceleyen nicel ve nitel araştırmalara, program modellerine, müfredata ve politika çalışmalarına yer veriyor. Vanderbilt duyurusu, derginin inceleme kurulunun ödüllü çalışmayı üstün yetenekli bireylerin gelişim yollarına nadir bir içeriden bakış sunduğu ve politika ile uygulama için açık sonuçlar taşıdığı gerekçesiyle öne çıkardığını bildiriyor.

Noreen, Lubinski ve Benbow’un makalesi 2025’te derginin 69. cildinin dördüncü sayısında yayımlandı. Çalışma, hızlandırmayı daha geniş bir “uygun gelişimsel yerleştirme” çerçevesinin parçası olarak ele alıyor: içeriğin ve hızın kronolojik yaşa göre sabitlenmesi yerine öğrencinin öğrenmeye hazır oluşuyla eşleştirilmesi.

Bulgular nasıl yorumlanmalı?

Araştırmanın örneklemi genel öğrenci nüfusunu temsil etmiyor. SMPY grupları, genç yaşta SAT gibi ileri düzey ölçümlerde en üst dilimlerde sonuç alan kişilerden ve seçkin STEM doktora öğrencilerinden oluşuyor. Bu nedenle yaklaşık yüzde 80’lik bulgu, bütün öğrencilerin veya bütün üstün zekâlılar ve yeteneklilerin aynı modeli tercih edeceği biçiminde genellenemez.

Buna karşın uzun süre izlenen farklı gruplarda benzer temaların görülmesi, eğitimciler için önemli bir mesaj taşıyor: yüksek potansiyeli tanılamak tek başına yeterli değil; öğrencinin gerçekten yeni bir şey öğrendiği, gerektiğinde hızlanabildiği ve düşünsel akranlarla çalışabildiği bir eğitim düzeni gerekiyor. Katılımcıların esnek geçiş ve karma ortam vurgusu da bunun kalıcı etiketlerden çok güncel öğrenme ihtiyacına dayalı olarak tasarlanması gerektiğini gösteriyor.

Ödül, üstün yetenek araştırmalarında yetişkin sonuçlarının yanında öğrencilerin kendi anlatılarını da kanıt olarak ele alan yaklaşımı görünür kılıyor. Böylece “Program işe yarıyor mu?” sorusuna yalnız not, diploma veya meslek unvanıyla değil; öğrencinin okulda yeterince zorlanıp zorlanmadığı ve öğrenme ortamını nasıl deneyimlediği üzerinden de yanıt aranıyor.

Kaynaklar

Görsel kredisi ve lisans: Araştırmacıların görev yaptığı Vanderbilt Peabody College kampüsündeki Cohen Memorial Hall. Fotoğraf: Jaydenwithay / Wikimedia Commons. CC BY-SA 4.0. Görsel otomatik yönlendirilmiş, 16:9 oranında kırpılmış ve WebP biçimine dönüştürülmüştür.