Üstün Zekâlılar Enstitüsü Tüm makaleler

Üstün Zekâlılar ve Yeteneklileri Tanımada Evrensel Tarama: Aday Gösterilmeyen Çocuğu Nasıl Görürüz?

Üstün Zekâlılar ve Yeteneklileri Tanımada Evrensel Tarama: Aday Gösterilmeyen Çocuğu Nasıl Görürüz?

Bir çocuk karmaşık örüntüleri hızla fark ediyor, kendi kendine ileri düzey konular öğreniyor ya da yaşıtlarından farklı çözümler üretiyor olabilir. Fakat sessizse, okul dilini yeni öğreniyorsa, ailesi tanılama sürecini bilmiyorsa veya notları her derste yüksek değilse öğretmen ya da veli aday listesine hiç girmeyebilir. O zaman ölçme aracı henüz devreye girmeden güçlü bir potansiyel görünmez kalır.

Üstün zekâlılar ve yetenekliler için adil tanılama yalnız ‘hangi test kullanıldı?’ sorusuyla başlamaz. Önce ‘kim değerlendirmeye çağrıldı, kim çağrılmadı?’ diye bakmak gerekir. Evrensel tarama, belirli bir sınıf ya da yaş düzeyindeki bütün öğrencilerin ilk değerlendirmeye katılmasıdır. Yerel normlar ise öğrenciyi yalnız ülke genelindeki yaşıtlarıyla değil, aynı okul veya benzer öğrenme fırsatlarına sahip yakın çevresiyle karşılaştırır. İki yaklaşım aynı şey değildir; ancak birlikte kullanıldıklarında aday gösterme kapısındaki görünmez engelleri azaltabilirler.

Aday gösterme neden yeteneği kaçırabilir?

Geleneksel süreçlerde öğretmen, aile veya rehberlik servisi önce bir öğrenciyi aday gösterir; yalnız bu küçük grup ayrıntılı değerlendirmeye alınır. Bu model pratik görünür, fakat yetişkinlerin üstün yeteneği nasıl hayal ettiğine bağlıdır. Hızlı cevap veren, yüksek not alan ve sınıfta söz alan çocuk daha kolay fark edilir. Potansiyelini ikinci dilde gösteren, engeli nedeniyle performansı dalgalanan, davranışlarıyla dikkat çeken veya ilgilendiği alan dışında sıradan görünen öğrenci ise gözden kaçabilir.

Card ve Giuliano’nun PNAS’ta yayımlanan çalışması, büyük bir kent bölgesinde ikinci sınıflar için evrensel taramaya geçişi inceledi. Üstün yetenek programına uygunluk ölçütleri değiştirilmediği hâlde, ekonomik açıdan dezavantajlı ve az temsil edilen öğrenci gruplarının programa yerleştirilme oranları belirgin biçimde yükseldi. Sonradan bulunan öğrenciler incelendiğinde Siyah ve Hispanik öğrencilerin, ücretsiz/indirimli yemek desteği alanların, İngilizce öğrenenlerin ve kızların önceki veli-öğretmen yönlendirme sisteminde sistematik olarak daha az aday gösterildiği görüldü. Bulguyu doğru okumak önemli: Evrensel tarama ‘herkesi üstün yetenekli ilan etmek’ değil, ilk değerlendirmeye erişimi yetişkin fark edişine daha az bağımlı kılmaktır.

Yerel norm neyi değiştirir?

Ulusal norm, öğrencinin puanını geniş bir örneklemle karşılaştırır. Bu bilgi değerlidir; fakat farklı okullardaki öğrenciler aynı öğrenme fırsatlarına sahip değildir. Ulusal bir eşik, imkânları güçlü bir okulda çok sayıda öğrenciyi seçerken başka bir okulda hiç kimseyi seçmeyebilir. Oysa her okulda mevcut öğretim düzeyinin çok ilerisinde çalışan ve ek zorlanmaya ihtiyaç duyan öğrenciler bulunabilir.

Peters ve çalışma arkadaşlarının AERA Open araştırması, on eyaletten büyük bir veri kümesiyle ulusal, eyalet, bölge ve okul düzeyindeki normların olası sonuçlarını modelledi. Okul düzeyindeki normlar, Afrikalı Amerikalı ve Latin kökenli öğrencilerin temsilini artırırken okullar arasında hizmet alacak öğrenci sayısını da daha öngörülebilir hâle getirdi. Ancak araştırmacılar iki sınırı açıkça vurguluyor: Yerel normların çalışabilmesi için bütün grubun değerlendirilmesi gerekir; ayrıca yalnız yerel eşik kullanmak yerine ulusal ve yerel ölçütleri birlikte kabul etmek, hâlihazırda hizmet alan öğrencileri dışlamadan erişimi genişletebilir.

Yerel norm ‘beklentiyi düşürmek’ değildir. Karşılaştırma grubunu, öğrencinin eğitim bağlamına yaklaştırır. Amaç etiketi dağıtmak değil, mevcut programdan kimin yararlanacağını daha doğru bulmaktır. Eğer sunulan hizmet ileri matematikse, kullanılan ölçümlerin matematikteki hazır oluş ve öğrenme hızına bağlanması gerekir; genel bir toplam puan tek başına yeterli olmayabilir.

Tek puan yerine karar sistemi kurun

NAGC’nin tanılama rehberi, üstünlüğün dinamik olduğunu, zaman içinde birden fazla gösterim fırsatı gerektiğini ve tek bir testin kararı belirlememesi gerektiğini söylüyor. Kurumun ölçme açıklaması da güncel ve yanlılığı azaltılmış araçların, hedeflenen yetenek alanı ve sunulacak programla uyumlu olmasını; yerel demografiyi yansıtan normların ve gerektiğinde alt puanların incelenmesini öneriyor.

Peters ve arkadaşlarının CASA çerçevesi, bir tanılama sistemini dört soruyla değerlendirmeyi önerir: Maliyet, programla uyum, duyarlılık ve erişim. Buradaki duyarlılık, hizmetten yararlanabilecek öğrencilerin ne kadarını doğru yakaladığını anlatır. Çok seçici görünen bir sistem, güçlü adayların önemli bölümünü kaçırıyorsa kaliteli sayılmaz. Erişim ise dil, okul, gelir veya engel durumundan bağımsız olarak her öğrencinin sürece gerçek biçimde katılabilmesidir.

Okullar için beş aşamalı uygulama

  1. Hizmeti önce tanımlayın. Tanılanan öğrenci ne alacak: hızlandırılmış ders, alan bazlı zenginleştirme, yaratıcı üretim stüdyosu mu? Ölçüt, sunulmayan bir hizmet için etiket üretmemeli.
  2. Bir sınıf düzeyini bütünüyle tarayın. Tarama aracı kısa ve ekonomik olabilir; amacı nihai karar vermek değil, ayrıntılı incelemeye çağrılacak öğrencileri olabildiğince az kaçırmaktır.
  3. Ulusal ve yerel veriyi birlikte görün. Aynı öğrencinin ulusal yüzdelik dilimini, okul içindeki konumunu ve öğrenme fırsatlarını yan yana inceleyin. Yerel ölçütü tek başına yeni bir katı kapıya çevirmeyin.
  4. İkinci aşamada çoklu kanıt toplayın. Alan testi, çalışma örneği, portfolyo, yapılandırılmış gözlem ve öğrenme hızı verisi aynı hedefe bakmalı. Bir ölçütteki zayıflığın güçlü başka bir alanı otomatik olarak silmesine izin vermeyin.
  5. Sonucu denetleyin. Kim tarandı, kim ikinci aşamaya geçti, kim hizmet aldı ve kim daha sonra başarılı oldu? Okul, dil, gelir, cinsiyet ve engel durumu bazında kayıp noktalarını her yıl inceleyin.

Aileler hangi soruları sorabilir?

Aile için en yararlı başlangıç ‘Çocuğum kaç puan aldı?’ sorusundan önce sürecin haritasını istemektir: Bütün öğrenciler mi taranıyor, yoksa aday gösterme mi gerekiyor? Tarama hangi yaşlarda tekrarlanıyor? Ölçüm sunulan programla nasıl ilişkili? Yerel normlar veya okul içi performans dikkate alınıyor mu? Dil öğrenen ya da iki kere farklı öğrenciler için hangi uyarlamalar var? Olumsuz karardan sonra yeni kanıt sunma ve yeniden değerlendirme yolu bulunuyor mu?

Evde test çalıştırmak yerine çocuğun ileri düzey öğrenme ihtiyacını somutlaştırın. Tarihli ürünler, kendi başına izlediği öğrenme yolu, hızla kavradığı kavramlar, uzun süre odaklandığı sorular ve uygun zorluk verildiğinde değişen performans; okulla yapılacak görüşmeyi ‘zeki görünüyor’ cümlesinden daha işlevsel hâle getirir. Ama portfolyo da tek başına ayrıcalık kapısı olmamalıdır; her ailenin aynı zamanı, bilgisi ve kaynağı yoktur.

Tanılama bir son değil, hizmete açılan kapıdır

Evrensel tarama ve yerel normlar kusursuz çözümler değildir. Kötü seçilmiş bir tarama aracı yeni yanlış negatifler üretebilir; program kapasitesi genişletilmezse daha adil bulma süreci hizmet kuyruğunu büyütebilir. Bu nedenle tanılama, bütçe ve öğretim tasarımından ayrı düşünülemez.

Yine de temel ilke açıktır: Üstün zekâlılar ve yeteneklileri bulma sistemi, yetişkinlerin kimi fark ettiğini ölçmekle yetinmemelidir. Bütün öğrencilere görünme fırsatı vermeli, karşılaştırmayı bağlama duyarlı yapmalı, birden çok kanıtı programın amacıyla eşleştirmeli ve sonuçlarını düzenli olarak denetlemelidir. Adil tanılama daha fazla etiket üretmek değil; ileri öğrenme ihtiyacı olan çocuğun, kim tarafından aday gösterildiğine bakılmaksızın uygun eğitime ulaşmasını sağlamaktır.

Kaynaklar

Fotoğraf: Tayvan’da bir üstün yetenekli ilkokul sınıfı, okul salonunda proje sunuyor. Liang SK / Wikimedia Commons; CC BY-SA 2.0. Görsel 16:9 oranında kırpılmış ve WebP biçimine dönüştürülmüştür.